Latent Virüs Reaktivasyonunda IgM Yanıtı
Latent virüs reaktivasyonunda tipik olarak IgM yanıtı oluşmaz; bunun yerine dominant IgG yanıtı görülür ve IgM primer enfeksiyonun belirteci olarak kalır. 1
İmmünolojik Temel
Latent enfeksiyon reaktivasyonu, immünolojik olarak primer enfeksiyondan belirgindir:
- IgM antikor yanıtı primer enfeksiyonun karakteristik özelliğidir ve reaktivasyonda beklenmez 1
- Reaktivasyonda dominant yanıt IgG tipi antikorlardır, çünkü hafıza B hücreleri zaten mevcut durumdadır 1
- İmmünsüpresyon durumunda, özellikle T-hücre baskılanması reaktivasyon riskini artırır 1
Spesifik Virüsler İçin Klinik Yaklaşım
Sitomegalovirüs (CMV) Reaktivasyonu
- CDC kılavuzları, CMV reaktivasyonunda tanının serolojik IgM testi yerine PCR gibi moleküler yöntemlere dayanması gerektiğini belirtir 1
- CMV-seropozitif hastalarda ibrutinib monoterapisi alan 23 hastanın %30'unda CMV reaktivasyonu gelişti, ancak tümü spontan düzeldi ve hiçbirinde organ hasarı olmadı 2
Epstein-Barr Virüs (EBV) Reaktivasyonu
- EBV reaktivasyonunda IgM-EA ve IgG-EBNA-1 varlığı mutlaka klinik reaktivasyonu göstermez 1
Hepatit B Virüsü (HBV) Reaktivasyonu
- HBV reaktivasyonunda tarama HBsAg ve anti-HBc testi ile yapılır 2
- Serolojik durum ve viral DNA düzeyleri reaktivasyon riskini belirler, IgM testi standart yaklaşımda yer almaz 2
Tanısal Yaklaşımda Kritik Noktalar
Tercih Edilen Tanı Yöntemleri
- Infectious Diseases Society of America, reaktivasyon tanısında IgM testlerine güvenilmemesini önerir çünkü yanlış negatif sonuçlar verebilir 1
- PCR gibi moleküler yöntemler ve doku biyopsileri, serolojik IgM testine göre tercih edilir 1
- İmmünsüprese hastalarda reaktivasyonu saptamak için düzenli PCR monitörizasyonu, IgM serolojisinden daha değerlidir 1
Sık Yapılan Hatalar ve Dikkat Edilmesi Gerekenler
IgM Testi ile İlgili Tuzaklar
- IgM testleri reaktivasyonu güvenilir şekilde saptayamaz ve yanlış negatif sonuçlara yol açabilir 1
- Reaktif lenfositler viral enfeksiyonlarda görülebilir, ancak BTK inhibitörleri veya diğer immünsüpresif tedaviler alan hastalarda, bozulmuş T-hücre yanıtları nedeniyle aktif viral enfeksiyon olsa bile reaktif lenfositler olmayabilir 3
Monitörizasyon Stratejisi
- American Society of Transplantation, profilaksinin reaktivasyon saptandıktan sonra değil, immünsüpresif tedavinin başlangıcında başlatılmasını önerir 1
- Transplant alıcılarında reaktivasyonların çoğu transplantasyondan sonraki ilk 6 ay içinde gerçekleşir 1
- Potent immünsüpresif ajanlarda (özellikle rituksimab gibi B-hücre tüketen ajanlar) immün rekonstitüsyon fazı uzun sürebilir ve reaktivasyon tedavi kesildikten 12 ay sonrasına kadar görülebilir 2
Reaktivasyon Riski Yüksek Durumlar
- B-hücre tüketen tedaviler (rituksimab, ofatumumab) hem HBsAg pozitif hem de HBsAg negatif/anti-HBc pozitif hastalarda yüksek reaktivasyon riski taşır (%16.9 oranında) 2
- Yüksek doz kortikosteroid kullanımı (örneğin prednizon ≥20 mg ≥4 hafta) reaktivasyon riskini artırır 2
- Kemik iliği veya solid organ transplantasyonu en yüksek risk grubundadır 2